yapacak bir şey yok !
16 Mar
Hepimiz iki inatçı keçi hikayesini biliyoruzdur, ilkokul yıllarında okumuşuzdur. Hikayemiz nasıldı?
“İki inatçı keçi kırlara otlamaya gitmişler. Her taraf yemyeşil taptaze çimenlerle doluymuş.
Keçiler otlaya otlaya ırmağın kenarına kadar gelmişler. Keçilerden birisi ırmağın bir yakasında, diğeri öbür yakasında otlamaktaymış.
Derken ikisi de ırmağın üzerindeki köprünün ortasına gelmişler. İki keçi, köprüde burun buruna gelmişler.
Keçilerden birisi yol istemiş:
- Yol ver de karşıya geçeyim.
Diğer keçi yol vermeye yanaşmamış:
- Once ben geldim, sen bana yol ver.
Keçilerin ikisi de inatçı mı inatçı. Köprüde kafa kafaya toslaşmışlar.
İkisi de kavga etmekten yorgun düşmüşler.
Bir tos, bir tos daha derken, keçilerin ikisi birden dengesini kaybedip, ırmağa düşmüşler.
İki keçi, ırmakta bata çıka sürüklenmeye başlamışlar. Boğulmak üzereyken yaptıkları hatayı anlamışlar.
Son sözleri:
- Keşke ikimizde bu kadar inatçı olmasaydık! Olmuş.”
Hayatımızın bir anında hepimiz inatçı keçi olmuşuzdur. İnatçı keçi olmak kötü birşey mi? Hayatımızdaki olumsuzluklara karşı inatçı olmalıyız, sonuna kadar inatçı keçiliğimize devam etmeliyiz. Bir şeyi başarmak istiyoruz, evet inatçı keçi olmalıyız. Bayanlar özellikle sizler inatçı olmalısınız. Neye karşı mı? Toplumda sizi yok sayanlara karşı, sizi sadece görsel malzeme olarak görenlere karşı. Sizi iş dünyasında ezmek isteyen, sırf siz bayan olduğunuz için görmemezlikten gelenlere karşı inatçı olmalısınız. Sonuna kadar da inatçı keçi olmalısınız.
Amaaaaaaa insanlara saygısızlıkta, yaptığınız kötü davranışlarda inatçı olmamalısınız. Hayatta hep sizin istedikleriniz olamaz. Tamam belki küçüklükten başlayarak bu şekilde yetiştirildiniz ama bunu diğer insanlar üzerinde denemeyin. Çünkü hayatta sizden başka inatçı keçilerde olabilir.
Ya iki inatçı keçi karşı karşıya gelirse??? Şimdi ne olacak?
Ya hikayedeki gibi ikiside boğulacak, son anda farkına varacaklar yaptıklarını… ya da birisi yol verecek ve diğeri geçecek. Siz yol verdiğiniz zaman belki diğer keçi gülecek size, “Evet, bu yol benim işte. En büyük benim. Yendim seni diyecek” Siz ne diyeceksiniz “Zavallı, inatçı keçi…. Düştüğün durumu bir görsen….” aklınıza gelince sinirlenmeyecek misiniz? evet sinirleneceksiniz. ama niye yol verdim diye sinirlenmeyin. Sadece onun zavallılığına gülün…
15 Mar
Bugün bu yazıyı ilk gördüğümde yine bir olumlu düşünme saldırısıyla karşılaştığımı sanmıştım.
Yani bilirsiniz işte herkesin birbirine söyle olumlu düşün ki herşey olumlu olsun hayatın değişsin vs. vs.
İnsanın kendi hayatı üzerindeki gücünü kabul ediyorum ama artık geyikleşmiş klişeler midemi bulandırıyor.
Hele şu “Secret”tan sonra olay iyice abardı artık.
Neyse bu okuduğum daha konsantre yönlendirmelerde bulunuyor aslında
aynı şeyi 50 kez tekrarlayıp beynimize sokmaya yönelik yazılardan değil.
Ayrıca “neden olmasın ki” diye düşünesiniz diye size mucizevi hayat hikayeleri ve başarı öyküleri de anlatmıyor.
Çok klasikleşmiş cümlelerin yanında aslında kendi kültürümüzde yer etmiş bir çok yaklaşım da var.
Bakınız şu cümleler kullanılmış yazıda;
How to Be a Positive Person, in Under 300 Words
11 Mar
Kelime olarak düşünüldüğünde sanki ben şimdi çok rahatım ve bu rahatımı bozmayın gibi geliyor insanın aklına. Ama aslında söylenmek istenen şey
“Şu anda birşeyle uğraşıyorum ve senin işin bekleyebilir!”
10 Mar
Yukarıdaki görüntü tanıdık geliyor mu? PC’de gördüğüm(üz) ilk oyunlardan biri “Prince of Persia”. Yeşil siyah ekranlarda saatlerce oynadığımız (bu oyunu oynadığım sıralarda kullandığım PC’nin sabitdiski bile yoktu lütfen yukardaki renkli görüntü sizi yanıltmasın) platform klasiklerinden bu oyunu bilmeyen genç arkadaşlar için biraz anlatayım…
Bir kalenin yada saray mı desek bilemiyorum içinde vuku buluyor olaylar. Baş kahramanız o odadan bu odaya
şu koridordan bu koridora koşturup karşısına çıkan düşmanları kılıcıyla alt etmeye çalışırken bir de oradan buraya zıplayıp atletik kabiliyitlerini sergiliyor. Tek bir amacı var ki o da kötü adamımız Caffar’ın elinden prensesi kurtarmak. Klasik bir senaryo değil mi? Ama oyunun 1989 da yazıldığını unutmayalım lütfen…
Nerden geldik bu konuya şuradan. Artık neyin filmini çeksem diye tırım tırım ortalıkta dolaşan Hollywood’lu yapımcılar bir süreden beri oyunlara el atmış durumdalar. Bildiğim kadarıyla ilk Hollywood adaptasyonu 1993 yılında Mario için yapılmıştı…

İşte yine bir klasik olan Prince of Persia yakında vizyona girecek. Baş rollerinde pek sevdiğim filmlerden biri olan Donnie Darko ile ünlenen Jake Gyllenhaal ve Quantum of Solace’dan tanıdığımız Gemma Arterton oynuyor… Mayıs ayında gösterime girecek olan film bakalım nasıl bir hayal kırıklığı yaratacak
Çok ümitsiz yazıyorum biliyorum ama hangi oyun adaptasyonu doğru düzgün bir film oldu ki???
Resident Evil mı? Tartışılır…
Bu arada bu sen Resident Evil ‘ın 4. filmi vizyona girecek…
ve destan Prince of Persia mı diye soracak olursanız, hayır.Yapımcılar bizim prense “Dastan” adını vermişler ki bizim deki “destan”ın farsçası…
8 Mar

Michael Bungay Stanier güzel bir yazısının bir parçasını sizle paylaşmak istiyorum…
Hayatımızda net bir şekilde hayır demenin kolay olduğu bazı insanlar vardır.
Bir de bu grupların dışında kalan büyük bir grup vardır ki meselemiz bunlarla.
Kimler mi? Mesela iş arkadaşlarınız…
Bu yüzden Hayır demeyi düşünmeyi bırakın.
Nasıl daha yavaş bir şekilde Evet diyebileceğinizi düşünün.
Çünkü asıl sorun sadece Evet demek değil, hızlı bir şekilde Evet demektir.
Daha yavaş bir şekilde evet demek
Şimdi bir bakalım.
Biri geldi sizden birşey yapmanızı istiyor.
Ve siz başınızı sallayıp onu dinlerken diyorsunuz ki ” Tabi – ama önce bir kaç sorum olacak”
Ve sonra aşağıdaki sorulardan en az 3 tanesini seçip sormaya başlıyorsunuz
Eminim neden bahsettiğimi anladınız. Ve hiç şüphem yokki sizde bu listeye bir kaç soru daha ekleyebilirsiniz.
Daha yavaşa bir şekilde evet demeye başladığınızda aşağıdaki 4 şeyden biri olacak.
Birincisi, karşıdaki kişi sorularınız hepsini cevaplar ve Evet diyebileceğiniz bir ortam oluşur ki bu güzel birşeydir. Çünkü doğru bir sebep için Evet diyeceksinizdir.
İkincisi, size soru sormayı kesip işe başlamanız söylenir. (ne yazık ki bu yöntem her zaman işe yaramayabilir)
Üçüncüsü, sorularınız ardından onları cevaplandırmak için giderler böylece size en azından biraz daha vakit kazandırır.
Ve son olarak (tabiki beklediğimiz güzel sonuç) gidip onlara daha az sorun çıkartacak yavaş evet deme sanatı konusunda bilgisiz birisinden bu işi isterler.