haatu

yapacak bir şey yok !

Archive for the ‘Sinema’ Category

Yakışıklı çocuk DiCaprio zannımca sırf görüntüsü yüzünden bir sürü film de oynadı.
Kılımdır kendisine taa Titanikten beri. Genel olarak taytenik olayına kılımdır ya, neyse…
The Departed‘dan sonra (Mark Wahlberg‘a saygılar sevgiler) bakış açım değişti kendisine az bişey…

Bu biraz da benim olayları algılama şeklimden de kaynaklanıyor galiba çünkü benzer durumu Brad Pitt için yaşamıştım.
12 maymunu gördükten sonra “Hmm…” demiştim. “Bu adam çirkini oynayabiliyor…”

Zaten sonrasında bir çokları için olduğu gibi benim için de dövüş klübü bir kırılma noktası oldu…

Konu konuyu açıyor… Gelmiş geçmiş bence en iyi Batman filmlerini çeken Christopher Nolan’ın yeni filmi vizyona giriyor. Bir an önce seyretmek gerekiyor. Çünkü Nolan bu… Bence en kötü filmi olan Insomnia‘da bile döktüren (düşünün diğerleri nasıl)  bu adam ne çekse seyredim. Seyretmek isterim. Kendisine olan ilgimiz taa Following‘e kadar gider. Aslında Memento‘dur bize kendisini tanıtan….

Inception‘a dönersek Film nasıl birşey mı? Şimdi bi tane adam var…Boş verin. Başka bir sürü kaynaktan bunu okuyabilirsiniz. Ordan okuyup size tekrar aynı şeyleri yazmanın bir anlamı yok bence. Hele bir seyredeyim sonra izlenimlerimi yazacağım.

Ama şunu söylemeden edemeyeceğim. Nolan bu filmi 10 senede yapmış diye bir şey yok. Bir yerden bir rakam duyup ne güzel yazıyorlar her yerde bunu… Evet 2001 yılında bu fikri warner bros’a anlattığında kendi eksikliklerini fark edip deneyimini arttırdıktan sonra bu filmi çekmeye karar vermiş. O sırada tüm senaryoyu bir kaç ayda yazarım diye düşünürken araya 3 film daha sıkıştırınca (nasıl bir sıkıştırmaksa o, 2 batman + 1 prestij) taa bugünlere kadar gelmiş olay. Durum bundan ibaret.

Bir de unutmadan müzikler Hans Zimmer… Sherlock Holmes‘dan sonra hala kulağımda çalmaya devam eden melodileri bu filmeden çıktıktan sonrada duymak istiyorum…

Böyle yani….

  • 0 Comments
  • Filed under: Sinema
  • belki bu sefer…

    Nasıl? Güzel değil mi?

    J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nin görsel şöleni ve içeriksel fiyaskosunun ardından şimdi de hikayenin başına dönüyoruz.
    Yüzüğün Bilbo Baggins’in eline nasıl geçtiğine dair hikayenin anlatıldığı Hobbit romanın iki bölüm halinde filme çekilecek.
    (Bir anda aklıma Kill Bill geldi… Hala 2. bölümü seyretmedim ve seyretme ihtiyacıda hissetmedim.)
    Çekilecek diyorum çünkü şu an için sadece yönetmeni kesinleşmiş durumda; Guillermo del Toro.
    Hellboy ve Pan’s Labyrinth’ın yönetmeni olan Del Toro’dan ümitlenmek istiyorum ama tek başına yeterli olacak mı şüphelerim var.
    Şöyle ki, senaryo yazarları arasında Peter Jackson var…Zaten yapımcı da Peter Jackson.
    Üstelik birde Orlando Bloom kardeşimiz filmde rol alma isteğini belirtmiş. Hatırlatmak isterimki Hobbit romanında Legolas yok!.

    İlk bölümü 2012 yılında gösterime girmesi planlanan film için yine Yeni Zelanda’da platformlar kurulmaya başlanmış.
    Bu yaz çekimlere başlanması planlanan film ile ilgili daha fazlası için resmi bloguna bakabilirsiniz…
    http://www.thehobbitblog.com/

  • 0 Comments
  • Filed under: Sinema
  • sonunda… alis…

    Biraz gecikmeli de olsa dün akşam İzmit Dolphin Sinemasında Alis’i seyredebildik. Hemde 3B olarak.  Özdilek AVM’deki 3B’nin kalitesiz olduğunu duymuştuk. Bu yüzden de Dolphin’de 3B’nin devreye girmesini bekledik. Ben gayet başarılı buldum, beklediğimize deydi.

    Filme dönersek herşeyden önce bir Walt Disney filmi olmasına rağmen 7 yaş altına kesinlikle hitabetmiyor. Bu yüzden dikkat edilmeli.

    İlk sahneden itibaren zaten aşina olduğumuz konu acaba nasıl yorumlanmış diye seyrediyorsunuz filmi. Ortamlar karakterler çoğu zaman beynimizde yer ettiği şekilde karşımıza çıkıyor. Alis hariç!

    Alis artık büyümüş kitapta okuduğumuz hikayeden 13 sene sonrasını anlatıyor film. Ama herşey yerli yerinde. Hiç birşey rahatsız etmiyor sizi.

    Ortamları ilk gördüğümde nedendir bilemiyorum ama kendimi Heroes of Might and Magic‘in içindeymişim gibi hissettim. Tabi American McGee’s Alice‘ i de unutmamak lazım. Aynı atmosfere sahip neredeyse (Alis yine yaşça daha büyük) ama McGee’deki Alis daha psikopattı unutmayalım…. Bir not daha bu oyun senelerdir film haline getirilmeye çalışıldı ama bir türlü olmadı.

    Tim Burton filmden beklediğim o buram buram gotik atmosferleri her sahnede göstermemesine rağmen yinede oldukça güzel bir seyir yaşattı bizlere. Çekimde kullandığı bilgisayar teknolojisi vs.den bahsetmiyeceğim çünkü artık bu tarz işleri artık her filmde görebiliyoruz. Önemli olan bence Corpes Bride’daki gibi stop motion çekmek. Bu kadar zorlanmaya ne gerek var diye bilirsiniz ama bence ama zor iyidir :)

    Unutmadan son bir not daha Tim Burton Beyaz Kraliçe’yi bir televizyoncu ve yemek yazarı olan Nigella Lawson’dan esinlenmiş

  • 0 Comments
  • Filed under: Sinema
  • destan yakında sinemalarda !

    Yukarıdaki görüntü tanıdık geliyor mu? PC’de gördüğüm(üz) ilk oyunlardan biri “Prince of Persia”. Yeşil siyah ekranlarda saatlerce oynadığımız (bu oyunu oynadığım sıralarda kullandığım PC’nin sabitdiski bile yoktu lütfen yukardaki renkli görüntü sizi yanıltmasın) platform  klasiklerinden bu oyunu bilmeyen genç arkadaşlar için biraz anlatayım…
    Bir kalenin yada saray mı desek bilemiyorum içinde vuku buluyor olaylar. Baş kahramanız o odadan bu odaya
    şu koridordan bu koridora koşturup karşısına çıkan düşmanları kılıcıyla alt etmeye çalışırken bir de oradan buraya zıplayıp atletik kabiliyitlerini sergiliyor. Tek bir amacı var ki o da  kötü adamımız Caffar’ın elinden prensesi kurtarmak. Klasik bir senaryo değil mi? Ama oyunun 1989 da yazıldığını unutmayalım lütfen…

    Nerden geldik bu konuya şuradan. Artık neyin filmini çeksem diye tırım tırım ortalıkta dolaşan Hollywood’lu yapımcılar bir süreden beri oyunlara el atmış durumdalar. Bildiğim kadarıyla ilk Hollywood adaptasyonu 1993 yılında Mario için yapılmıştı…

    İşte yine bir klasik olan Prince of Persia yakında vizyona girecek. Baş rollerinde pek sevdiğim filmlerden biri olan Donnie Darko ile ünlenen Jake Gyllenhaal  ve Quantum of Solace’dan tanıdığımız Gemma Arterton oynuyor… Mayıs ayında gösterime girecek olan film bakalım nasıl bir hayal kırıklığı yaratacak :)

    Çok ümitsiz yazıyorum biliyorum ama hangi oyun adaptasyonu doğru düzgün bir film oldu ki???
    Resident Evil mı? Tartışılır…

    Bu arada bu sen Resident Evil ‘ın 4. filmi vizyona girecek…
    ve destan Prince of Persia mı diye soracak olursanız, hayır.Yapımcılar bizim prense “Dastan” adını vermişler ki bizim deki “destan”ın farsçası…

  • 2 Comments
  • Filed under: Sinema
  • alis geliyor…

    bir hap seni büyültür
    ve bir hap seni küçültür

    Böyle başlıyor “jefferson airplane” “white rabbit” adlı şarkısına…Oyun (The Game) filminde David Fincher ne de güzel kullanmıştır bu şarkıyı. Baş kahramanımız evine geldiğinde ışıkları yanmaz ve bir anda duvardaki yazıları fark eder ve arkada bu müzik çalar hatırladınız mı??

    Peki Trinity Neo’ya “Beyaz tavşanı izle” der ilk sahnelerinde Matrix’in. Sonra ilerleyen sahnelerin birinde Morpheus Neo’ya iki seçenek ve iki hap sunar. Animatrix’in bir dedektif hikayesi bölümünde dedektifimiz Trinity’nin verdiği ipuçlarını hatırlıyor musunuz? Mesela “Kupa kızını bul (Find the red queen)”…

    Bunlar ilk anda aklıma gelenler…”Alis Harikalar Diyarında” adlı romana atıfta bulunan kim bilir başka neler var.  Nasıl bir halet-i ruhiye içinde yazdığı konusunda tartışmalar olsada Lewis Carroll’ın bu eseri 1865 yılında yazdığında eminim bunu hiç tahim edemezdi.

    Alis, Alis, Onu çok seveceksiniz. Söz veriyorum

    17. sinema uyarlaması olacak olan filmi için Tim Burton bunları söylemiş twitter’daki tek yazısında. Tim Burton bizim pek sevdiğimiz yönetmenlerden biri. Beterböcek (Beetlejuice) olsun Ölü Gelin(Corpse Bride) olsun severek izleriz kendisini her daim. Vazgeçemediği oyuncular Johnny Depp ve Helena Bonham Carter bu filmde de rol almakta.

    Unutmadan filim 3 boyutlu olarak da gösterime girecek. Avatar’ı seyretemedim ama bu seferki 3 boyutlu seyretmek istiyorum…

    Daha fazlası için http://disney.go.com/disneypictures/aliceinwonderland/

    Aynanın içinden’i (Through the Looking-Glass) dört gözle bekliyorum…

  • 0 Comments
  • Filed under: Sinema
  • 
  • Abonelikler


           
  • Kategoriler

  • Arşiv

  •